*"114" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" ziyaret !
*her cümle "5846" sayılı yasa korumasında !
*fotolar "ekseriyetle" büyütülebilir !
*sağ alttaki küçük dünya ?

6 Eylül 2017 Çarşamba

susurlukspor anılarım/// "özcan serezli" abi "kaleci yalnız adamdır..." demişti...ben de şimdi ona 50 yaşımın ak saçlarıyla "özcan abim, adam olup da yalnız olmayanı gördün mü sen:) diye sorsam ne derdi ki...


kendimi bildim bileli sevdim sporun her dalını…
izlemeyi de  sevdim, fırsat buldukça bir çok alanın içinde olmayı da…


yıllarca iyi basketbol oynadım/k…
nejat hakan gökhan hüseyin ve ben …
yaz tatillerinde her akşam onca yolu teptik basketbol için….
arada birkaç isim de katılırdı aramıza….
farklı takımlarla maç yapıp,  kazandığımız da çoktu…
bir seferinde moruk hüseyin’li takımı yenmiştik…
hakan’ın babası ismail yılmaz amca tatlı ısmarlamıştı galibiyet şerefine:) 
“moruk hüseyinli”  takımı yenmek çok büyük iştir….
hakkıyla spor insanıdır  moruk hüseyin yıllardır….bilenler bilir !!!


sevgili  moruk hüseyin hocamla en son babamın cenazesinde karşılaştık…
kabristanda bana hatırlatmalar yapıyordu…
“muratcım,  dua biterken evlatlarınla kapıya koşun…
son kez kabul edin taziyeleridiye



selam olsun  sevgili moruk hüseyin hocama :))



lisede bizden iki dönem yukarıdaydı sanırım onlar…
her zaman yardımsever insandı/r o da…
iki yıl , üç yıl farklar…asır gibi geliyor da o yaşlarda insana…
sonra bir bakıyorsun hep aynı yerde buluşmuşsun….

                       “orta yaşlılığın limanında….”



cenaze  günü yine bir başka isim de yanımdaydı benim…
babam taşkın hocayı bir tabutun içinde evden aldığımızda
cenaze arabasının sıralarında tam yanımda oturan
yol boyunca bana varlığı ve cümleleriyle moral veren isim
susurluk spor tarihinin tartışmasız en vefakar isimlerindendir…

“fehim dikmen’dir….” 
“fehim ağabeydir….”

susurluk tarihinde,  özellikle futbol tarihinde bir marka isimdir fehim abi…
insan adamdır….babadır…abidir…arkadaştır…hepsidir…
hala emek verir…kaç kuşak geçmiştir ellerinden….
selam ve saygı olsun ona da….



iyi voleybol da oynadım yıllarca…
lisede sınıf ve okul takımında çok galibiyetler yaşadık…
balıkesirlere de gittim  susurluksporun çömezlerinden  olarak
kupalar da aldık…yazdım hikayesini burada uzun uzun….
lise takımlarında severdim smaçörlere pas verecekmiş gibi yapıp
topu karşı sahadaki havuza  hınzırca atıvermeyi….
çok sayılar almışlığımız da vardır böyle…


futbolculuk da yaptım…daha doğrusu kalecilik….
resmi maçlara çıkmışlığım bile oldu 
kulakları çınlasın bir maçta engin kula hoca
“aut atışını başlatmanın kuralını bana  öğreteceğim” diye  canı çıkmıştı…


kaleciliğin bambaşka olduğunu o yaşlarda öğrendim….
susurlukspor’un efsane kardeşleri vardı…
güzel insanlardı….örnek insanlardı….

ercan serezli ve özcan serezli…

bir antrenman öncesi babam taşkın hoca’ya  şöyle demişti özcan abi;
“hocam senin oğlan kaleci olacak öyle mi…
ama kaleci yalnız adamdır….unutmasın…”


bu cümleyi ettiğini belki özcan abi bile unutmuştur…
ama ben unutmadım…
hiç unutmadım….


o iki kardeşin, o iki abimin zihnimdeki saygın yerlerini de unutmadım…


şimdi kimbilir ne yapıyorlardır…



bu hayat böyle…
bazen bir cümle edersiniz,  siz onu çoktan unutursunuz da
yanınızdaki yıllar sonra hatırlatır bir şekilde …



masa tenisi de oynadım yıllarca….
hala da oynarım…
çok çok iyi denebilecek düzeyde oynarım…
eğer keyfim de yerindeyse …
tabi, 50 yaşındaki  bir adamın yorgunluğunu da dikkate alın isterim
“çok iyi oynarım cümlemdeki ukalalığa takılmadan siz :)


buna rağmen masa tenisinde de
rakibi hafife almaktan kaynaklanan
çok yenilgilerim de oldu…
tıpkı hayat gibidir   masa tenisi de ,
biraz gevşerseniz olanlar olur…


uzun uzun anlatabilirim bir çok spor dalına dair anılarımı…
şunu hep dedim hep diyeceğim ;


“burada anlattıklarım 
benim kişisel tarihim hiç değil…
giden ve gelmeyecek bir dönemin tarihi…
artık kaf dağının ardında kalan 1970’lerin tarihi…

hepinizin tarihi…
hepimizin tarihi….

yazılarda anlatılanları böyle okuyun…
bir adamın hikayeleri diye okumayın…
geri gelmeyecek zamanların insan hikayeleri diye okuyun…



yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz o genç adam
ki o genç adam murat örem oluyormuş 
o zamanlar  16 yaşındaymış…


fotoğraftaki   lisansa son mühür vurulduğunda
yıl 1984’müş…
aylardan ekimmiş…


bu yazıyı yazarken ben
yıllardan 2017
aylardan eylül
günlerden 6 ‘ymış…


gökten üç elma düşmüş…
biri kurtluymuş …
biri çürükmüş…
öbürü de 
“hani bana hani bana” 
demiş ?


             bu tekerleme böyle değil miydi yoksa yahu :))

( murat örem / 06 eylül 2017 / ankara ….) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder