*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

29 Mayıs 2017 Pazartesi

büyük oğlum umur örsan aradı "baba üniversite dereceyle bitti" dedi..."oğlum dünyayı dolaşa dolaşa , güle oynaya dereceyle üniversite mi bitirilir...insan biraz babasına çeker a benim eşşek oğlum :))) " dedim ben de...."ehe ehe..." diye yandan çarklı güldü umur :)))



2012 yılının kasım ayından beri 500'ün üzerinde yazı paylaştım...
kah satırların arasına kahkahalar sızdı, kah hüzün, kah hayat...


döne döne hayatı yazdım...


döne döne kendimi yazdım sansa da birileri, 
aslında döne döne  hayatı yazdım...


bir yanım evlat ve ağabey oldu hep...
öte yanım da çeyrek asır boyunca koca...


94 yılının temmuz ayından beri de babayım :)) 
23 yıl geçmiş aradan....


evlatlık , babalıktan , ağabeylikten emekli olma şansım yok...
diğeri ,  olsa da olur olmasa da olur kısmı hayatın...
hatta, olmayınca da oluyormuş kısmı  :)))


buradaki yazılarımda da babalıktan , evlatlıktan, kocalıktan anladığımı , dilim döndüğünce hep yazdım...yazarım da daha aklıma yatan konular oldukça...


aslında  sözü kısa kesmek istiyorum bugün...


bugün , bir telefon geldi eskişehir'den...23 yaşın gençliğiyle dünyayı fır dolanan umur örsan arıyordu... bilenler bilir büyük oğlumdur umur örsan örem ...


ilk gözağrımdır....
ne yaşasak da , 
değişmeyecek 
gönül adamımdır....


iki numaralı evladım arda erhan kadar popüler değildir  umur örsan youtubelarda falan :)))  ama hepimiz biliriz ki,  evimizin her daim en zekisi olmuştur...


benim gibi ömrü boyunca aklıyla haklı olarak çok övünen bir adama bile "umur örsan evin en zekisidir" dedirtiyorsa,  varın aklını ve gerisini siz düşünün...


neyse...
kısa keseceğiz bugün sözü :)))

bir telefon geldi eskişehirden , umur örsan arıyordu...


bitti baba okul bitti , üniversite bitti dedi...
her zamanki cool tavrıyla konuştu yine kestirmeden...
lafı ben dolandırdım her zamanki tavrımla yine :)))

ne biçim öğrencilik yahu oğlum bu...
hiç sene uzatmadan , 
yata yata , dünyayı dolaşa dolaşa, 
güle oynaya ,tam zamanında ve dereceyle
okul mu bitirilir...

insan biraz utanır :)))
biraz babasına çeker 
a benim eşşek oğlum :)))
dedim...


ehe ehe diye yine cool cool güldü umur...


hadi bakalım yolun açık olsun dedim...
mezuniyet törenine geleceğim dedim...


yine güldü umur ;  
"bitti oğlum, bitti murat örem, 
tören mören kalmadı !!! "
dedi....



sonra anılara gitti zihnim...
30 yıl önce ben de gitmemiştim öyle kepli mepli törene...


ama umurla aramızdaki fark şuydu ki 
ben sevdamın derdinde koşarken
okulu güle oynaya bitirenlerden 
olAmamıştım :)))



annemin tabiriyle kadayıf bir öğrenciydim :)) ben...


ömrüm boyunca 
aklıma çok güvenmiş 
bu aklın hem zekatını vermiş 
hem çok nimetini yaşamış 
hem de bedelini ödemiştim...


ama can çıkar huy çıkmazdı işte :)))



umurla konuşurken bunlar geçti aklımdan saniyeler içinde...babam taşkın hoca geldi aklıma hüzünlü bir caz müziği gibi...ölümünden kısa bir süre önce umur örsan'ın görüntü yönetmenliğini yaptığı kısa filmi ankaradaki evimizde izlerken nasıl heyacanlanıp gururlandığı geldi gözümün önüne babamın...




yıllar yıllar önce tembelliğime kılıf aradığım günlerde,  ben üniversite mezunu olsam ne olmasam ne , benim unutttuklarımı bile bilmiyor kimseler,  koca proflar ağzıma bakıyor...diye yüksek perdeden konuştuğum zamanlarda, oğlum ben o siyasal diplomasını senden istiyorum,  sen istemesen de , al o diplomayı bitir okulunu sonra bana ver, ben belki evin banyo dolabına asacağım senin diplomanı:)))  demesi geldi  aklıma birden babam taşkın hocanın  :((




yine saniyeler içinde,  yıllar önce dört kişi gittiğimiz anadolu üniversitesi kayıt yaptırma gününün ağustos sıcağı vurdu yüzüme...umur örsan'ın çok yüksek puanla girdiği anadolu üniversitesi iletişim bilimleri sinema tv bölümüne kaydını  yaptırmış; üniversitenin çok nezih ve çok estetik lokantasında  güzel günlere...daha güzel günlere ve başarılara.... diyerek kaldırmıştık bardaklarımızı, çoluk çocuk öremler olarak...



gönülden söylemeliyim ki güzel günlerimiz oldu....çok oldu...zor ve sevimsiz günlerimiz de muutlaka olmuştur...ama evlatlarım umur örsan ve arda erhan'a sorarsanız,  ben zor ve sıkıcı günleri zihnine kaydetmeyen serdengeçti adammışım:)))  hep güzellikleri hatırlayan ve hırgürü hemen unutan adammışım...

bu da benim büyük kusurummuş :))) 


son tahlilde ;
ben baba olarak da 
evlat olarak da 
hayatın güzelliklerine borçlu 
çok mutlu bir adamım:))



örnek ve iyi annenin,  örnek ve çok iyi  babanın evladı oldum...
iyi çocukların, çok  hakikatli çocuklarımın babası oldum...


çeyrek asır boyunca beni hiç anlamayarak delirtse de , 
 benden çok daha iyi kalpli  bir kadının,  kocası oldum...




hasılı kelam ben mutlu bir adamım...
mutsuzluklarım varsa huysuzluklarımdandır 
ve hepsi ama hepsi bendendir :)) 


alttan ve üstten iki kuşağa da sorsanız :)) 
hepimizin en delibaşı murat öremdir derler....


elhak doğrudur da bu :)))
ne yapayım ben de benim işte...



velhasıl sevgili okurlar; 
umur örsan örem 
benim büyük oğlum
aklının kenarıyla ilgilendiği
güle oynaya veyata yata okuduğu okulunu
tam zamanında  ve 
bir de DERECEYLE  bitirmiş...



zaten umur hep öyle yaptı... 
bir kere bile bir imtihanda teklemedi...
10 küsur yıl boyunca  evde bir tek ders kitabı açmadı :)))
ilkokulda ortaokulda girdiği her sınavda derece alırdı...



anne babaların başarı diye kırk takla attığı notlar
bizim evde öylesine sıradan işlerdi :)) umur için...



şunu hepimiz biliyoruz...
           
         hayat , bir okuldur...
                          ama okul,  hayat değildir....



isterim ki bunu hiç unutmasın umur örsan...
notlar, diplomalar, şunlar bunlar gelir geçer....
çok da kıymeti harbiyesi yoktur...



aslolan insan olmaktır...
iyi insan donanımlı insan olmaktır....
yarınlara kalacak insan olmaktır....


herkesin huzurunda bu yazıyla da
büyük oğlum umur örsan'ın
aklının ve insanlığının aydınlığından
başarısından saygıyla sevgiyle öpmek
bana onur veriyor....hep onur verdi....



yolun açık olsun umur örsan örem;
yolun açık olsun genç ve asabi adam :)))



daha 3 yaşından itibaren 
annesinin "küçük murat" diye seslenerek 
övdüğü mü  kızdığı mı belli olmayan :)))
kaliteli ve adam gibi adam umur örsanım...
yolun açık olsun....

( murat örem / 29 mayıs 2017 / ankara....)   

                                           *****

arda erhan'a hassaten not :))) 
kıskanma...senin de ilk albümün çıktığında, 
yayınlanacak yazın  zihnimde çoktan hazır !!!

2 Mayıs 2017 Salı

1980'ler.....istanbul belediyesi şehir tiyatroları gençlik günleri...insan zihni geride kalan yılları puslu bir ayna gibi gösterse de, özlemeye meyyaldir...


1980'lerin ikinci yarısında,   mayıs ayı geldi mi, benim de içimde tomurcuklar açardı...istanbul şehir tiyatrolarında gençlik günleri başlardı çünkü...dönemin istanbul belediye başkanı bedrettin dalan'ın en iddialı isimlerindendi şehir tiyatroları genel sanat yönetmeni olan gencay gürün...



gencay gürün'ün görev yaptığı  dönemde şehir tiyatroları her manada hep ön planda oldu...çok iddialı projelere imza attı...bizler o zaman gepgenç insanlardık...20'li yaşların ne anlama geldiğini çocuklarınıza , çocuklarınızın çocuklarına bakarak hatırlamaya çalışabilirsiniz....net olarak hatırlayamazsınız ama hatırlamaya çalışabilirsiniz...insan zihni geride kalan yılları puslu bir ayna gibi göstermeye meyyaldir çünkü....



şehir tiyatroları gençlik günleri tam anlamıyla çölde bir vahaydı biz kültür sanat edebiyat sinema ve tiyatroya ilgili gençler için... harbiye muhsin ertuğrul şehir tiyatrosu fuayesinde  öyle çok isimle tanışma ve o isimleri dinleme şansım/ız olmuştu ki...murathan mungan, uğur mumcu diye başlardı liste hale soygazilere menderes samancılara selim ilerilere kadar giderdi....girişte büyük ve rengarenk minderlerde gençler oturur yeni çıkan kitaplara bakar bir kısmını indirimli fiyatlara satın alırdı...herkes sevdiğinin elini tutmanın huzuru içinde bir panelden diğerine bir toplantıdan bir başka film gösterimine koştururdu....onca güzel koşturmaca içinde genel sanat yönetmeni gencay gürün de genellikle orada olurdu...



ben, şehir tiyatroları aktörü dayım erhan dilligil üzerinden bir çok ismi zaten çoktan tanımış olmanın rahatlığı içinde olurdum...bir nevi istanbul'daki evimdi istanbul şehir tiyatroları...her bir sahnesiyle hakikaten evimdi...ulusal ve uluslararası nitelikte bir çok etkinlikte lokomotifti istanbul şehir tiyatroları...keşanlı aliler, biz aşağıda imzası olanlar, katharine blummlar lüküs hayatlar 12 eylülle birlikte çok uzun bir baskı döneminden çıkmış türk kültür ve tiyatro hayatı için muhteşem adımlardı...evita gibi büyük prodüksiyonlar da sırasını bekliyordu...



aradan 30 yıldan fazla geçse de bugün bile mayıs ayı bende öncelikle istanbul belediyesi şehir tiyatroları gençlik günlerini çağrıştırır...belli belirsiz bir buruklukla gülümserim...güzel şeylerin neden kısa soluklu olduğunu düşünür hayıflanırım...benim o dönemdeki yaşımdan bile büyük iki oğlum da...aradan o kadar zaman geçmiş işte...


istanbul belediyesi şehir tiyatroları ülke tarihinin en köklü kurumlarındandır...kökleri cummhuriyet dönemi öncesine kadar gider....tarihteki adı "darülbedai" dir ve güzellikler evi anlamına gelir...


ne zaman, kamuoyunun yakından tanıdığı ya da tanımadığı hakiki bir tiyatrocunun ölüm haberini duysam istanbuldaki o günlerim gelir gözümün önüne...sarayburnundan bindiğim bandırma üzerinden susurluk'a giden o gepgenç üniversiteli halim gelir...


gençliğim gelir...
istanbul'un erguvan ağaçları gelir...
taksimden  inerken karşıma çıkan cennet bahçesi gelir...
feriköy'ün ve istanbulun binbir renkli yüzü gelir...

öyle işte....

    ( murat örem / 02 mayıs  2017 / ankara )
                          ses/ hazım körmükçü/lüküs hayat