*türkçe'nin yaşadığı "107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

16 Ocak 2017 Pazartesi

"susurluk" dahil, "inebey ilkokulu" dahil, burada anlattığım her şey, nerede doğup büyüseniz de, kaç yaşına gelseniz de, aslında da "sizin" de hikayenizdir...ömrünüzdür !!!

                           eski susurluk parkı / alıntı / akın günaydın twitter adresi


susurluk inebey ilkokulu’nda,  nursever tuna’nın öğrencisi oldum ben 5 yıl boyunca… bizleri,  1979  haziranında  ilkokuldan mezun eden  nursever  tuna,  hem eli hem aklı öpülecek öğretmenlerdendir… aşağıdaki cümleyi yazarken bile gönlümün teli sızlıyor  fakat gerçek şu ;  öğretmenleri ve binlerce mezunu var ama susurluk inebey ilkokulu yokoysa okulların,  kurumların, park  bahçelerin,  şadırvanların insanlardan daha uzun ömürlü olması beklenir…doğrusu budur….




yaşıtlarımdan üç gün sonra okullu oldum ben… biraz da cızırdadım ilk günlerde…okumak yerine avare olmayı yeğlediğim söylenir hep…muhtemelen rivayettir  (!)  neyse ki oyuncak trenimi de götürdüğüm ilk günlerden  sonra, çok sevdim İnebey İlkokulu 1-A sınıfında 556 numaralı öğrenci olmayı…neredeyse ilçedeki  tüm öğretmenler anne babamın  meslek arkadaşıydı…onlardan büyük ve küçük öğretmenler de vardı elbette ama ağırlıklı olarak yaşıtlarıydı….





bu durum, dışı seni yakar içi beni yakar misali ağır bir yüktür…. küçük yerlerde öğretmen çocuğu olarak büyüyenler iyi  anlar ne demek istediğimi. yıllardır birlikte gazoz içtiğin, oyunlar oynadığın, küsüp barıştığın  arkadaşlarının anne babaları  bir bakarsın orta okulda lisede öğretmenin oluvermiş….ki, çoğunun aile ziyaretlerinde evine gitmiş, ellerinden çay içmişsindir o öğretmenlerinin…ya da bir pikniğe gittiğinizde o öğretmen amcalarınla maç yapmışsındır  !!!





bütün bu ilişkiler sıfırlanır okulda ve   sınıfta... o isimlerin her biri öğretmenin olur yalnızca…amcalık teyzelik kapının dışında kalmıştır…kendini bu gerçeğe  hazırlamazsan,  çok  bocalarsın. ..bir süre sonra kendince bir mesafe  veya denge koyar ritmini bulursun çocuk aklınla… ama tüm bunları yaparken zihnin, gönlün yorulur, çok yorulur…araya abartılı bir mesafe koyarsan bu kez de kibirli, ukala, çok bilmiş etiketi yapışır çocukluğunun üzerine…hasılı kelam  zordur,  çok zordur,   küçük yerlerde öğretmen çocuğu olmak….





5 yıl boyunca gönülden koşarak gittim ben  susurluk inebey ilkokuluna…. huzurlu bir okulda,  çok iyi bir öğretmenin mutlu öğrencisiydim.  aradan 40  yıl(!)  geçti ama tahta zemini yeni mazotlanmış sınıfa girmenin nasıl olduğunu hala unutmadım. sınıftaki sobanın başına toplanmanın büyüsünü de. kalem silgi kaybetmenin şaşkınlığını, kelime okuma yarışmalarımızı, kızaran elmalarımızı da…bir de teneffüslerde,  habire kırdığım gözlük camı ve çerçevelerimin ruhumda yarattığı yorgunluğu da  unutmadım….




inebey ilkokulu da benim de bir başka evimdi… çok sevdim okulumu. arkadaşlarım vardı çoğu erkek olan…o yaşları bilirsiniz; kızlar ve erkekler sever didişmeyi….aslında her çocuğun   didişir görünerek  etrafından istediği öncelikle ilgidir, farkına varılmaktır…her sosyal sınıftan öğrenciydik inebey ilkokulunda….adını susurluk’un kurtuluş tarihinden alan beşeylül ilkokuluyla bahçe komşusuyduk… bitmeyen rekabetin de taraflarıydık iki okul…oysa inebey ilkokulu olarak  fiziki şartlar bakımından didişecek halimiz yoktu… beşeylül  ilkokulu  çok daha bakımlı, daha yeni , sosyal alanlar bakımından daha donanımlı  ve daha  iddialı  bir okuldu…. beşeylüllü dostlarım  ve okurlarım  kızmasın,  gönül koymasın ama, biraz da kibirli  bir hali vardı fiziki olarak daha önde olmalarının….




ayrıca iş çocukça kızdırmaya gelince, karşı taraf  okulumuzun adındaki  e  ve b harflerinin arasına k” harfini de koyuyor adımızı ine(k)bey yapıyordu…bizim içimizden de çok gözü kara olanlar bu kez de karşı tarafa daha argo hitaplarda bulunuyordu…örnek öğretmen çocuğu(!)  olarak benim böyle şeyleri değil telaffuz etmem aklımdan bile geçirmem mümkün değildi....fiziki anlamda eşit olmayan tüm bu şartlara rağmen,   bir gün bile ne özenerek ne de kınayarak baktım komşu okula…yok saydım orayı.




ben inebeyliydim

ve okulum her ama her haliyle kabulümdü…

tabanı mazotlanmış  ve sobalı  eski  sınıflarıyla da hem de…   



ana binasında da ek binasında da öğrenci oldum inebey’in. son senemizde  bir tamirat tadilat işleri dediler ve 5-A öğrencisi olduğumda bizi beşeylül’ün binasına gönderdiler…boynum büküldü…ayaklarım geri geri gitti o son sınıfta ve o okulda.. daha iyi şartlarda olsam da,  bir koca yıl boyunca eski okulumu inebeyde öğrenci olmayı çok aradım…. o mazot kokusunu, o gri boyalı kapıları bile aradım…köşedeki köhne kantinini,  kendi okulumuzdaki bayrak törenlerindeki coşkumuzu da….




yaz gelip karneleri ve diplomaları aldığımızda yine   İnebey İlkokulu yazısını görünce ne çok sevinmiştim…korkum bu hakkımızı da kaybetmekti….köklerim benim tarihimdi ve bir başka  okulun  köklerini değil kendi okulumun köklerimi istiyordum….okulum inebey  ilkokuluydu ve  5 yıllık ilkokul öğretmenim nursever  tunaydı….

  nokta !




benden yaşça büyük ya da küçük olsun , bu yazıyı okuyan  İnebeyli” havayı soluyup  öğrencisi olmuş gözlerin nemlenmiş halini tahmin edebiliyorum...bazen ömrünüze değen eşyaların kurumların yalnızca orada olduğunu bilmek bile yeter…sonsuza dek kaybolduklarını, kapandıklarını bilmek ruhumuza acı verir...çünkü biz insanlar,  en nihayetinde,  kendimizi köklerimiz  üzerinden tanımlarız….




hayatımıza giren her şey köklerimizi belirler ve kişiliğimizi oluşturur… köklerini  unutup  kaybedenler büyük savrulma yaşar…susurluk inebey ilkokulu da benim köklerimdendi/r ve ben artık okulumun sonsuza dek kapalı olduğunu her hatırladığımda yüreğim sıkışıyor…  




mesela,  Susurluk Parkındaki  asırlık çınar ağaçları patır patır  kuruduğunda,  kökleri çürüdüğünde  esas devrilip yıkılan   kaç kuşağın gençliğidir!!!    kuruyan her dal,  ilk gençlik halinizle  sevdiğinize veya can arkadaşlarınıza  o parkta  ilk kez sarılan  kolumuz ,  bedeninizdir...!





                     -susurluk parkı 1970'ler.../ alıntı / abdullah inaler  blog-


doğduğumuz ev yıkıldığında o molozun altında kalan çocukluğumuzdur…anılarını bu kadar hoyratça savuran kişiler, şehirler ve toplumlar iflah olmaz...  yaşarlar ama , kökleri kurumaya yüz tutmuş   zeytin ağacı ne kadar yaşarsa o kadar  yaşamaktır bu !

 


john berger ve  zygmunt  bauman arka arkaya öldü bu yılın başında…. berger de bauman da dönüp dönüp kendi köklerini,  kendi   susurluk inebey ilkokullarını anlatmıştı bütün dünyadaki insanlara…bu gerçeği göstermek istemişlerdi  hepimize…


sanmayın ki, ben de burada her vesileyle şahsi anılarından bahseden (!)  ak saçlı ukala bir  adamım…




anlattığım her şey, 
aslında sizin de hikayeniz sizin de köklerinizdir….

umarım anlatabiliyorumdur….
umarım anlamak istiyorsunuzdur….




   ( murat örem / 16 ocak 2017 / ankara…)

    

-şu yazıyı yazarken internette siyah beyaz da olsa, tek bir kare susurluk inebey ilkokulu fotoğrafına rastlamak için ne çok uğraştım…bir tane buldum ama o da içime sinmedi…susurluk sevdalısı nurettin kuş büyüğümde mutlaka vardır böyle bir fotoğraf ama onu da yormak istemedim…selam olsun onun da  emeklerine, bu yazının sonunda canı gönülden…-
                                            şarkı / birsen   tezer  / balıkesir....

10 yorum:

  1. "köklerini unutup kaybedenler büyük savrulma yaşar…" demişsin. Ben de köklerini kaybeden toplumlar kurumaya mahkumdur diyorum. Çok kıymetli dostum tüm kalbimle ellerin yüreğine sağlık. İyi ki varsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili dostum Namık;
      İstanbul Siyasalın gönlü güzel insanı...
      Arkadaşlığın da yorumların da varlığın da çok kıymetli....

      selamlarım sevgimle, sana ve ailene....

      murat....

      Sil
  2. Seni çok üzen anılarını anlattığın yazı çok güzel,herkese açık olarak paylaştım.Arda'yı Susurluk sevdalıları grubuna dahil ettirirsen yapılan güzel yorumları da görürsün.Ben gruba nasıl dahil olunur bilmiyorum.Nurettin beye yazarsan Arda'yı gruba ekler.Sevgiyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir kelime vardır seni alır götürür bir kelime vardır dünyaya bedeldir bir kitap vardır ne kitapmış ararsın birşey bulmak için hzüzün bulmak mutlu olmak duygulanmak bazende ağlamak .anı yakalamakta önemli kelimeyi sunabilmekte. ardayı bana arattırma ömrüm aramakla araştırmakla geçti gidiyor. zaten. arda .....? yı bulmam lazım veya nurettin kuş u buldurmak bulmakta evet. buldunmu SUSURLUK SEVDALILARINI HEMEN BULURSUN

      Sil
  3. nurettin kuş 7/24 emrindedir saat önemli değil istediğin saatte inebey fotografları hiç nurettin abinde olmazmı hangi yıl fotografı istersin yılınıda belirteceksin sayısız arşiv emrinde yeterki şu lazım de gece sabah akşam hiç farketmez yeterli Murat kardeşim istesin buluruz. selam sevgiler yalnız bloğ arasıra sıkıntı var zor açılıyor ama her girdiğimde birkaç oluyor maşallah. bir ara benim sayfada paylaştığım daha çok okunuyor sanki bir saat içinde baktım 136kişi benim sayfamdan 138 beğen me ve 8 yorum var olduğuna göre iyi sayılır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıymetli Ağabeyim & Gönlü Güzel Büyüğüm

      Sizlerden emrimiz olur mu hiç..?
      Ricamız olur o da saygıyla hürmetle çekine çekine...

      Blog arasıra sıkıntı çıkarır tabii ki ağabey..
      Aynı anda 10'larca okur ziyaret ederse :)))
      Maaşallah diyelim, sıkıntı bu olsun ağabeyim...

      Saygılarımla , hürmetlerimle....

      murat kardeşin...

      Sil
  4. arda isimli bir yorumda susurluk sevdlılarına katılmak isteyen bir tanıdığın herhalde soyadı olmadığından bulmam zor. soyadını biliyorsan bilgi verirsen bulabilirim. teşekkürler kalemine sağlık yaz yaz dostum okuma alışkanlığıda kazandırıyoruz gibi geliyor övgüler senden daha çok babana annene onlar daha fenomen görünüyor sayfamda kıskanma ama durum bu vaziyet. sevgiler arkadaşlar kız kardeşinden çok bahsettiler onu da tanımanı isteriz yazanlar var 5 parmağında 5 marifet demişler. selamlar sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıymetli Ağabeyim ;

      Arda'dan bahseden yorumu babam yazmış...
      Ben de olduğu gibi yayınladım...

      Tabii Taşkın Hoca manyetolu telefon:))) döneminden geldiği için ismini yazmayı unutmuş...Arda bizim küçük oğlan 19 yaşında olan...Arda Örem...Ekleyebilirsin Susurluk Sevdalılarına...Ben biliyorsun bu facebook konusunda muhalif olduğum için oradan takip edebileceğimi söylemiş babam Arda üzerinden diye...

      Övgüler elbette bizlerden önce siz büyüklerimize gelmeli...Anne babama gelmeli...Bizler sizlerden öğrendiklerimizi çoğaltmaya çalışıyoruz...Köklerimiz elbette sizlersiniz...Ben büyüklerime yönelik övgülerden onur duyarım / duyuyorum...

      Kız kardeşime gelince ...Ayşın da başkadır hakikaten...Fakat ben yarım asırlık ağabeyi olarak onu bu yazı dünyasına yeterince çekemedim, ikna edemedim...Oysa iletişim alanında kitapları da vardır onun...Biraz fazla kendine dönük bir hayatı seçti son yıllarda belki isteyerek belki pes ederek belki de kendi evindeki en yakınındakilere uyarak !!! Umalım ki bu vesileler ona da ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatsın...Kendinin farkına varsın....

      İçten saygılarım ve hürmetlerimle Kıymetli Ağabeyim...

      kardeşin murat....

      Sil
  5. Hem Sususrluk'luyum, hem İnebey İlkokulu'nda okudum, hem de Bedri Amca-Kadriye Teyze ve oğulları Ahmet-Mehmet-Murat ve kızları Meziyet-Hamiyet ablalarla yan yana, dip dibe komşu evlerde oturduk yıllarca... Susurluk ve saydığım bu unsurlara dair onlarca şahane ve komik anım var... Sizin anı-yazılarınızı da gözyaşları ve özlemle okudum... Ah o yıllar... O naif, o kibar, o düşünceli, o zarif, o insanlıklı yıllar... Bir daha asla yaşanamayacak olan o şahane yıllar... Çocukluğumda göç ettik İstanbul'a... 8-9 yaşlarındaydım. O gün bu gündür hep özlem dolu içim; hem Susurluk'a, hem ilkokuluma, hem çocukluğumun şahane parkına, hem çocukluğumun en güzel anılarına... Birkaç gündür nedense bir Susurluk krizine tutulmuş durumdayım ve bu kriz esnasında internet ve Facebook'ta ''Susurluk'' yazan her bir şeyi okumaya başladım:) Bu esnada karşıma çıktınız ve size yazmak istedim. Yazmak ve teşekkür etmek... Hâlâ görüşür, haberleşiriz Çağıran ailesiyle... Biz onları çok severiz, onlar da bizi:) En son 25 yıl önce Susurluk'a gitsem de ve okulum İnebey'in bahçesinde dolaşıp hatıralarımı arasam da, içimden bir ses, günün birin de dönüp dolaşıp gideceğin yer Susurluk'tur diyor... Sevgiler ve daima iyilikler...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sayın adsız :)

      ne içtenlikli cümleler bunlar...
      çağıran ailesinden murat benim ilkokul arkadaşımdı...
      bu blogda susurluk'a dair onlarca yazıya ulaşabilirsiniz...
      belki de hepimiz susurluk diye diye tarihimizi özlüyoruz...
      keşke yorumun sonunda isminizi de yazsaydınız...
      sevgi saygı selam ve iyilik dileklerimle...

      murat...

      Sil