*"114" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" ziyaret !
*her cümle "5846" sayılı yasa korumasında !
*fotolar "ekseriyetle" büyütülebilir !
*sağ alttaki küçük dünya ?

18 Nisan 2013 Perşembe

Oktay Rifat ; bütün yaz usanmadan denize bakarken biraz yorulan güzel adam...



 
            fotoğraf...
 
Dört kişi parkta çektirmişiz,
Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi...
Anlaşılan sonbahar
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar...
Babası daha ölmemiş Oktay'ın,
Ben bıyıksızım,
Orhan, Süleyman efendiyi tanımamış.
 
Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;
Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
Oysa hayattayız hepimiz...
                                            
                                  melih cevdet anday
                                                              
 Türk şiirinin kurucu  isimlerinden olan Oktay Rifat öleli tam 25 yıl oldu...

İstanbul’daki öğrencilik yıllarımda ne çok görmüştüm Oktay Rifat’ı Şehir Hatları vapurunda bir kenarda gazetesini okurken...

O zaman da rahat bir adamdım ben yeni iletişim kapılarını hemen  açma konusunda ama galiba Oktay Rifat’a bir hürmetli selamı esirgemişim gençliğin toyluğuyla...

1914 yılında Trabzon’da açılan ömür parantezi 18 Nisan 1988’de İstanbul‘da kapandığında 74  yaşındaydı Oktay Rifat...

O Oktay Rifat ki  Melih Cevdet Anday ve Orhan Veli Kanık’la birlikte Türk Şiirinin üç garibinden  biri oldu... Şairliğinin yanında romancı ve oyun yazarı kimliğiyle de eserler bıraktı...

İkinci Yeni’nin bilge yüzü Cemal Süreya günü geldiğinde  bu dilin en afacan şairi, en çevik şairi” diye tanımlamıştı ağabeyi  Oktay Rifat’ı Melih Cevdet ve Orhan Veli’den biraz ayırarak...

Oktay Rifat, Anış şiirinin başında
Her dakikasını ayrı hatırlarım
 Erenköy'de geçen zamanımın
 Rüyama girer bir arada
 İstanbul bahar ve Türkân'ım  derken,  aynı şiiri şu mısralarla bitirir;

Ağaçlar çiçekteydi 
Türkân'ım sağ beraberimde
Kalbim sevda içindeydi
İstanbul bahar içinde…

Oktay Rifat,  1940’ların ikinci yarısıyla birlikte toplumcu duyarlığın öne çıktığı yeni bir şiire yönelmiştir bir çok isme göre. Bu yolun başında  Garip’ten usul usul uzaklaşmaya çalıştığı, eski limandan ayrılmak istediği  bellidir  fakat sanki Montaigne’nin dediği gibi gideceği limana karar veremeyenlerin  tereddüdü içindedir...

Zamanla her şey yerine oturur elbet...

Karıma    isimli şiirinin bir yerinde de şunları söyler Oktay Rifat;

Elmanın yarısı sen yarısı ben
Günümüz gecemiz evimiz barkımız bir
Mutluluk bir çimendir bastığın yerde biter
Yalnızlık gittiğin yoldan gelir...

Oktay Rifat’ın, Garip’le başlayan ve zaman zaman alevlenen gelenekle kavga etme yaklaşımı  da daima sürmüştür....Aynı  Oktay Rifat  son şiir kitabına da ad olan  Koca Bir Yaz  şiirinde şöyle der tane tane anlatarak ve okuyup dinleyenin içine içine akarak; 

koca bir yazı çekirdek içleyerek
sinemalarda geçirdim
taban teptim sokaklarda
 tırnak yedim uyudum
denize baktım usanmadan
ölüme inandım.
 güzel çok güzel olduğunu düşünerek
güzelim düşünerek,
çekirdek içleyerek,
 güzelim çekirdek içleyerek
koca bir yaz geçirdim.
şimdi yorgunum biraz.....

Oktay Rifat bu şiirinin ad olduğu kitabının yayınlanmasından bir yıl sonra 18 Nisan 1988’de İstanbul’da 74 yaşında öldüğünde dönemindeki bir çok şaire göre daha uzun bir ömür sürmüştür...

Mesela, aynı yıl doğdukları Orhan Veli’den 38  yaş büyüktür artık...(!)

Çoğumuz kendimizi, sonsuz bir oyunda bitmeyecek rolü olan aktörler sanıyoruz ama hepimizin mutlaka bir yerlerde asılı duran son repliği var...

Hayat , bedenler için sonlu bir oyun çünkü...

Oktay Rifat da  Son Söz şiirinde bunları anlatır ve şunu der;

boğazından lıkır lıkır geçen şu suyun kıymetini bil
nedir ki bu mavilik deme /pencereden görebildiğin kadar
göğün kıymetini bil
kıymetini bil çiçek açmış bademin
güneşli odanın çamurlu sokağın
beyazın siyahın yeşilin
pembenin kıymetini bil
dirilik öyle bir şey yürekte
sevinçle çırpınır
kavak yelleri eser insanın başında
insanoğlu kızar öfkelenir savaşır
halk için girişilen savaşta
o korkulu sevincin
öfkenin kıymetini bil
bil ki bu
 budur iste
güneş yalnız dirileri ısıtır
güneşin kıymetini bil.
 
Aynı Oktay Rifat yaşarken

akşamları parka çıkmaktı
 en büyük eğlencesi
şair orhan veli'yi
melih cevdet'i severdi hayatında
ağaçlardan kavağı severdi
yıldızları da severdi
ve en rahat
 anasının serdiği döşekte uyurdu
şimdi burada yatıyor......    

demiş de bir ustaydı...

Bugün 2013 yılının 18 Nisan’ında  1988 yılındaki ölümünün 25. yıldönümünde söylemek isterim ki ne çok özledik Oktay Rifatları...
Ne çok....

( murat örem / 2013 / ankara ....)   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder